“Tembellik hakkı”na yönelik Antropolojik Notlar

- Boş zamanlarınızda naparsınız?
- Kitap okurum, müzik dinler, konsere giderim, seyahat ederim, spor yaparım, sinema-tiyatroya giderim.


Şair Paul Valery'nin “yeni bir vahşet çağı” dediği modern çağda, insanlar asosyal görünmemeleri gerektiğinden; genellikle ezberden, kendilerine ilkokulda öğretilmiş olan, bu klasik yanıtları verirler. Oysa gerçekte, çoğunlukla, anca “dinlenmek”tedirler. Sosyal güvencelerin her geçen gün azaldığı, işsizler ordusunun arttığı, bu sebeple de çalışanların sahip oldukları işi öpüp başlarına koymaları gerektiğinden, maaşlarının artmamasına, hatta son krizlerle birlikte düşmesine bile göz yummaya ve daha fazla mesaiyi kabul etmeye zorlanmakta, sonuç olarak mecburen kabul etmektedirler. Haftanın yedi gününden altısında çalışmak zorunda kalan insanların hakkını savunacak hiçbir düşünce biçimi ya da ideoloji yok görünmektedir. Çünkü her düşünce devlet ve sermayenin çıkarına, kalkınmaya, göööya “gelecek nesillere bir gül bırakmak” için vardır. Kutsal Kalkınma söylencesine göre; Biz yavaş yavaş öleceğiz ama torunlarımız gün yüzü görecekmişmişmişmişşşş...

At Kafalıların Katsayı Zekası

 


Yaşları 14 ile 20 arasında değişen ve son 30 yıllık süreçte apolitikleştirilmiş gençler üzerinde tamamen politik kararlar alınmaktadır. 12 yıldır tartışılan bu konu artık öylesine basmakalıp kavramlarla tartışılmaya ve tekrar edilmeye başlandı ki ezbere bildiğimiz bir masala dönüştü.

Tüsiad Güzellik Yarışması


l'incredulita' di san tomasso - Caravaggio 1601-2

Sevgili Durukan ve Ümit'e;

Benim yorumum budur.



Tüsiad, ritüel niteliğindeki toplantı, güzellik yarışması ya da erginlenme törenini gerçekleştirdi. Türkiye endüstriyel gıda ve sanayisinin en önemli katılımcı-oyuncularının rol aldığı etkinliklerde; organik badem, kuru üzüm, incir, köy peyniri, Fransız şarabı ve taze sıkma portakal suyunun ikram edildiğini yanaklarındaki allıktan anlayabiliyoruz. Gösteri medya kanallarından sunulduğu haliyle halka da izletildi. Halk ise kendi seçmemesine rağmen bir şekilde demokratik olarak anılan seçimin sonucunu öğrenmiş oldu. Yeni başkan ve yönetim kurulunu tanımamak artık halkın eksikliği oldu. Tüm tv kanalları, medya ve yayın organlarından da görmediyseniz bir de biz anlatalım. Eski başkan ve yönetimi artık hükümsüzdür. Bu böyle biline...

Gittiler gittiler gittiler... (ashura - garajistanbul'da)

Bu yazı 10 Aralık tarihinde Yeşil Gazete'de yayımlanmıştır.
 
Herkesi kendisine benzetmeye çalışan bön-merkezcil düşünceler sebebiyle, her iki haftada bir, dünya üzerinde bir dil ölüyor. Bugün dünya üzerinde 6000 dil varken, gelecek yüzyılda bu dillerin yarısının yok olması bekleniyor. “Ben”den başkasını bilmeyen at gözlükleri, -öteki”ni önce resmi olarak yok sayıyor, ... sonrada yavaş yavaş yok ediyor.., ortadan kaldırıyor... ya da “beriki- ni kahramanlaştırırken, tarihin onu acizlikle yargılayacağını farketmiyor bile.

Ekolojik Sanat'a ilişkin Polemik Kaygısı

Foucault, Magritte'in “Bu bir pipo değildir.” isimli tablosuna boşuna özel dikkat çekmemiştir.i Magritte, bu tabloda özellikle dil ve imge arasındaki ilişkiyi açığa çıkarmak istediğini belirtmiştir.ii Dilbilimin kurucusu Soussure ise dili bir göstergeler bütünü olarak ele aldığında çok daha önemli bir bilimsel gerçekliği farketmişti. Göstergebilim adında bir bilime ihtiyaç vardı ve bu bilim yalnızca dilbilim alanı ile sınırlı değildi. Soussure'a göre, kelimeler ve gösterdiği anlamın birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği gibi, dil dışında kültürel fenomenler, sanatsal kritiklerde de ve hatta “şeyler”in doğasında da göstergebilim gerekliydi.iii Kendisinden yaklaşık elli yıl sonra ise Levis-Strauss bu bilimi kuracak ve bu yolla kültürü, iletişim olarak tanımlayacaktır.iv Foucault ise bu tartışmayı “şeyler”in doğasına kadar genişletecektir.v