Yeşiller, Rock Müzik Festivallerinde...



Yeşiller Partisi kuruluşunun ikinci yılında sesini duyurmak, üye kazanmak ve ekoloji mücadelesine yönelik aktivist grup oluşturmak amacıyla, gençlik müzik festivalleri açılımı yapıyor. Bu yaz gerçekleşecek müzik festivallerinde, Yeşiller, hem katılımcı ve hemde kimi zaman standlarıyla yer alacak. Festivallerle ilgili haber ve duyuruları Yeşil Gazete'de görebilecek ve takip edebileceksiniz. Şimdi iki festival haberi.




Shanti Tribe Open Air Fullmoon Psychedelic Party:

25-28 Haziran tarihlerinde

Muğla'nın en yüksek dağı olan Köyceğiz'deki

Sandras Dağlarında gerçekleşecek.

Festival organizasyonundan konuştuğumuz Orhan, yaklaşık 5 yıldır, doğa harikası yerlerde, katılımcı sayısının 100-200 arasında değiştiği, küçük partiler düzenlediklerini, bu festivalin ise önceki yıllara göre daha çok talep olduğunu söylüyor. 4 gün boyunca Sandras zirvelerinde dolunaydan güneşe uzanan festival; doğa, müzik ve oradaki insanlarla “bir” olmak için oldukça cazip görünüyor.

Organizasyon alanı şöyle tanıtıyor: “Yaz günlerinde bile güneşin yakıcılığını tatlı bir serinlikle hafifleten havası, lezzetli pınarları, yemyeşil doğası ve masalları andıran ağaçları ile Sandras Gökçeova dansetmek ve hayal kurmak için ideal bir mekan.”

Masalsı güzellikteki alanda duyarlı olmak oldukça önemli. Doğa aşığı insanların buluşmasında, organizasyon bu konuya özel dikkat çekiyor. Festivale portatif kültablası götürmek ve hiçbir şekilde çöp bırakmamak gerekiyor. Havanın ve kaynak suyunun bedava olduğu festivale; şampuan, sabun ve bakım malzemesi gibi kimyasalların da götürülmemesi isteniyor.

İletişim

e-mail: shantitribe@hotmail.com
tel:+900535 234 82 99
:+900539 670 39 67


Mersin Ani-fest (Anti-nükleer festival)

“Rüzgar ol, güneş ol, nükleerden yana olma!”

2-3-4 Temmuz tarihlerinde

Mersin 68'liler Barış ve Kardeşlik Ormanı'nda gerçekleşecek.


Sinop ve Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer santrallere karşı biraraya gelmek için düzenlenen “anti-nükleer” festival, kar amacı gütmüyor. İnisiyatifte herkes hiyerarşik yapılanmaya karşı ve gönüllülük esası ile bir araya gelmişler.

Festival şöyle sesleniyor. “Yeryüzündeki her türlü savaşa karşı yüreğimizde barışı besliyoruz, şiddetin her türüne, militarizme, milliyetçiliğe, ırk ve cinsiyet ayrımcılığına, küresel adaletsizliğe, küresel iklim felaketine, nükleer santrallere, küresel sömürü şirketlerine, insan hakları gaspına, işkenceye ve açlığa karşı yüreklerimizde biriktirdiğimiz şarkılarımızı avazımız çıktığı kadar haykırmak için rock-fest düzenliyoruz. Bize dayatılan ama bize ait olmayan eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine kurulan bu dünyayı reddediyoruz...”

Festivalde yer alacak grupların kesinleşen listesi aşağıdaki gibi..

* Taner Öngür & Serap Yağız (Etnik)
* Dar-Ül Efkar (Rock / Metal)
* Dembedem (Psychedelic / Folk)
* Grup İkra (Etnik)
* DPC Denge (Rap)
* Alatav (Sokak Müziği)
* Kabus (Alternative Rock)
* Grup Nena (Karadeniz Folk)
* Negatif (Alternatif Rock)
* Celt East (Celt Müziği)
* Poster-İti (Punk Rock)
* Hepyek (Rock / Metal)
* Iya Waves (Reggae)
* Black Star (Rock / Metal)
* Mic. Bomb (Anarko Rap / Deneysel)
* Bajar (Etnik)
* Seritana (Folk Rock / Blues)
* Son Irmak (Orkestra / Etnik)
* Malazlar (Crust / Hardcore)
* Siya Siyabend Underground [SSB-UG] (Sokak Müziği)


e-mail: iletisim@ani-fest.org
http://www.ani-fest.org
Festivallerle ilgili haberlere devam edeceğiz...
Ramazan Kaya

“Tembellik hakkı”na yönelik Antropolojik Notlar

- Boş zamanlarınızda naparsınız?
- Kitap okurum, müzik dinler, konsere giderim, seyahat ederim, spor yaparım, sinema-tiyatroya giderim.


Şair Paul Valery'nin “yeni bir vahşet çağı” dediği modern çağda, insanlar asosyal görünmemeleri gerektiğinden; genellikle ezberden, kendilerine ilkokulda öğretilmiş olan, bu klasik yanıtları verirler. Oysa gerçekte, çoğunlukla, anca “dinlenmek”tedirler. Sosyal güvencelerin her geçen gün azaldığı, işsizler ordusunun arttığı, bu sebeple de çalışanların sahip oldukları işi öpüp başlarına koymaları gerektiğinden, maaşlarının artmamasına, hatta son krizlerle birlikte düşmesine bile göz yummaya ve daha fazla mesaiyi kabul etmeye zorlanmakta, sonuç olarak mecburen kabul etmektedirler. Haftanın yedi gününden altısında çalışmak zorunda kalan insanların hakkını savunacak hiçbir düşünce biçimi ya da ideoloji yok görünmektedir. Çünkü her düşünce devlet ve sermayenin çıkarına, kalkınmaya, göööya “gelecek nesillere bir gül bırakmak” için vardır. Kutsal Kalkınma söylencesine göre; Biz yavaş yavaş öleceğiz ama torunlarımız gün yüzü görecekmişmişmişmişşşş...

At Kafalıların Katsayı Zekası

 


Yaşları 14 ile 20 arasında değişen ve son 30 yıllık süreçte apolitikleştirilmiş gençler üzerinde tamamen politik kararlar alınmaktadır. 12 yıldır tartışılan bu konu artık öylesine basmakalıp kavramlarla tartışılmaya ve tekrar edilmeye başlandı ki ezbere bildiğimiz bir masala dönüştü.

Tüsiad Güzellik Yarışması


l'incredulita' di san tomasso - Caravaggio 1601-2

Sevgili Durukan ve Ümit'e;

Benim yorumum budur.



Tüsiad, ritüel niteliğindeki toplantı, güzellik yarışması ya da erginlenme törenini gerçekleştirdi. Türkiye endüstriyel gıda ve sanayisinin en önemli katılımcı-oyuncularının rol aldığı etkinliklerde; organik badem, kuru üzüm, incir, köy peyniri, Fransız şarabı ve taze sıkma portakal suyunun ikram edildiğini yanaklarındaki allıktan anlayabiliyoruz. Gösteri medya kanallarından sunulduğu haliyle halka da izletildi. Halk ise kendi seçmemesine rağmen bir şekilde demokratik olarak anılan seçimin sonucunu öğrenmiş oldu. Yeni başkan ve yönetim kurulunu tanımamak artık halkın eksikliği oldu. Tüm tv kanalları, medya ve yayın organlarından da görmediyseniz bir de biz anlatalım. Eski başkan ve yönetimi artık hükümsüzdür. Bu böyle biline...

Gittiler gittiler gittiler... (ashura - garajistanbul'da)

Bu yazı 10 Aralık tarihinde Yeşil Gazete'de yayımlanmıştır.
 
Herkesi kendisine benzetmeye çalışan bön-merkezcil düşünceler sebebiyle, her iki haftada bir, dünya üzerinde bir dil ölüyor. Bugün dünya üzerinde 6000 dil varken, gelecek yüzyılda bu dillerin yarısının yok olması bekleniyor. “Ben”den başkasını bilmeyen at gözlükleri, -öteki”ni önce resmi olarak yok sayıyor, ... sonrada yavaş yavaş yok ediyor.., ortadan kaldırıyor... ya da “beriki- ni kahramanlaştırırken, tarihin onu acizlikle yargılayacağını farketmiyor bile.

Ekolojik Sanat'a ilişkin Polemik Kaygısı

Foucault, Magritte'in “Bu bir pipo değildir.” isimli tablosuna boşuna özel dikkat çekmemiştir.i Magritte, bu tabloda özellikle dil ve imge arasındaki ilişkiyi açığa çıkarmak istediğini belirtmiştir.ii Dilbilimin kurucusu Soussure ise dili bir göstergeler bütünü olarak ele aldığında çok daha önemli bir bilimsel gerçekliği farketmişti. Göstergebilim adında bir bilime ihtiyaç vardı ve bu bilim yalnızca dilbilim alanı ile sınırlı değildi. Soussure'a göre, kelimeler ve gösterdiği anlamın birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği gibi, dil dışında kültürel fenomenler, sanatsal kritiklerde de ve hatta “şeyler”in doğasında da göstergebilim gerekliydi.iii Kendisinden yaklaşık elli yıl sonra ise Levis-Strauss bu bilimi kuracak ve bu yolla kültürü, iletişim olarak tanımlayacaktır.iv Foucault ise bu tartışmayı “şeyler”in doğasına kadar genişletecektir.v